:::Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi:::

Allah'a Güvenmek (Tevekkül)

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Allah'a Güvenmek (Tevekkül)

Mesaj tarafından dindersi Bir Paz Ekim 21, 2007 9:03 pm

Allah'a Güvenmek (Tevekkül)
Güvenmenin insan açısından önemi nedir?

Güven insan için vazgeçilmez bir duygudur. Her insan güven içinde olmak ister. Güven duygusunu yitirmiş insanlar, hayata küsmüş, ümitsiz, perişan kimselerdir. Üzüntülü kişide bir parça güvensizlik vardır. İnsanın güveni çeşitli unsurlarla belirir. Sağlık, gençlik, ilim, para mal ve mülk, şan şeref, vb. güven duygusunu pekiştirirler.

İnsan yaratılışı gereği bir güce güvenmek ister. O, sonsuz güç sahibi Allah'tır. Çaresizler Allah'a güvenirler sığınırlar ve ona yalvarırlar. Çünkü her şey onun elinde ve gücü dâhilindedir.
Tevekkül ne demektir?

Tevekkül, Allah'a teslim olmak, güvenmek, dayanmak, bağlanmak ve sığınmak demektir. Dini terim olarak ise, bir amaca ulaşmak için gerekli olan her türlü önlemi alarak; elinden gelen tüm gayreti gösterdikten sonra kalben Allah'a bağlanıp ona güvenmek, sonucu Allah'tan beklemek demektir.

İnançlı insanın özelliklerinden biri de, yaptığı ve yapacağı işlerde Allah'a güvenmesidir. Bilinçli bir Müslüman gücü oranında elinden gelen tüm gayreti gösterdikten sonra sonucu ve başarıyı Allah'a bırakır. Çünkü Allah'ın destek ve yardımı olmadan hiçbir şeyin gerçekleşmeyeceğini bilir. Her şeyin sahibi olan Allah'ı dua ederek, ona güvenir.

Tevekkül kader inancının bir sonucudur. Gerçek anlamda tevekkül güzel bir davranıştır. Allah Müslümanlara tevekkülü emretmiş, tevekkül edenleri sevdiğini belirtmiştir. Konu ile ilgili ayetlerden bazıları şunlardır:
"... İnananlar yalnız Allah'a güvensinler" (Ali İmran 102)
"... Allah'a güven, doğrusu Allah kendisine güvenenleri sever." (Ali İmran, 158)
"... Allah'a inanıyor ve teslim olmuşsanız, ona güvenin" (Yunus suresi, ayet 84)

Sevgili Peygamberimiz, devesini başıboş bırakıp, tevekkül ettiğini söyleyen bir kişiye şu sözlerle uyarmıştır: "Önce deveni bağla, sonra Allah'a tevekkül et" (Tirmizi)
Doğru tevekkül anlayışı nedir?

Evrendeki olaylar bir düzen ve yasalar çerçevesinde, sebep-sonuç ilişkisi içinde olmaktadır. İnsanlar akıl ve iradeleriyle sebepleri bulabilirler. İnsan evrende geçerli olan yasaları gözeterek, çalışır, çabalar, sebeplere sarılır, ondan sonra Allah'a güvenir. Bir çiftçi tohum ekmeden ürün elde edemez. Çiftçi tarlasını zamanda sürmeli, ekmeli, gübrelemeli ve sulamalıdır. Sonra da bol ve iyi ürün alabilmek için Allah'tan yardım dilemelidir. Çalışmadan başarıya ulaşılamaz. Bir öğrenci önce derslerin devam edecek, doğru, dürüst çalışacak, ödevlerini zamanda yapacaktır. Sonra Allah'tan yardım isteyerek başarılı olmasını dileyecektir. Kısaca gerçek anlamda tevekkül eden kimse işinin gereğini yapar ve sonucu Allah'tan bekler.
Doğru olmayan tevekkül anlayışı nedir?

İnsanın çalışmayı bırakıp, tembellik ederek, kendisinin yapması gereken işleri Allah'a havale etmesi, doğru bir tevekkül anlayışı değildir. Örneğin bir öğrenci dersine çalışmadan "Ben Allah'ın yardımına güveniyorum, Allah bana yardım eder" diyerek sınava girmesi yanlış bir düşüncedir. Çalışmadan, hiçbir çaba göstermeden başarılı olmaya beklemek tembelliktir, miskinliktir.
Allah'a güvenmek bize neler kazandırır?

Yapmaya karar verdiğimiz bir işin en iyi şekilde sonuçlanması için neler yapılması gerekiyorsa, hepsini yerinde ve zamanında yapmalı, sonucunu Allah'a bırakmalıyız. Elimizden gelen her şeyi yaptıktan sonra işimizin güzel bir şekilde sonuçlanmasını Allah'tan beklemek, ona güvenip, bütün varlığımızla ona sığınmak mutlulukların en güzelidir. Allah'a güvenen bir kimse; huzur ve güven içinde olur. Olaylar karşısında sabır, dayanıklılık kazanarak ümitsizliğe düşmez. Çünkü o, elinden gelin yapmış, sonucu Allah'a bırakmıştır.

dindersi

Mesaj Sayısı : 90
Kayıt tarihi : 25/05/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Allah'a Güvenmek (Tevekkül)

Mesaj tarafından dindersi Bir Paz Ekim 21, 2007 9:07 pm

Tevekkül kelimesi, vekil tutmak demektir. Vekil tutacak kişi kendinden daha kuvvetli, daha şefkatli, ilim irfanda daha üstün bir zata itimat edip onu vekil tutmak ister.

Müslüman Allah’ın kudretinin üstünde bir kudret, ilminin üstünde bir ilim, merhamet ve şefkatinin fevkinde bir şefkat ve merhamet bulunmadığına itikat eder. Diğer mahlukların da kendisi gibi aciz, fakir, kusurlu ve nakıs olduğunu idrak ile Allah’a itimat ve tevekkül eder; Ona teslim olur.

Allah’a tevekkül eden bir Müslüman düşünür ki, “Bana gelecek bütün hayırları ancak O ihsan edebilir ve her türlü şer ve zararları ancak O def edebilir.”

Bir Müslüman, çalışmadan kazanılamayacağını bilerek, dünya işleri için gerekli bütün tedbirleri aldığı gibi, ibadet etmeden ve Allah’ın emirlerini yapıp, yasaklarından kaçınmadan da cennete gidilemeyeceğini bilerek kulluk vazifesini yerine getirir ve sonunda Allah’a tevekkül eder.

Tevekkül, sebeplere teşebbüs ettikten ve gerekli bütün tedbirleri aldıktan sonra, Cenab-ı Hakk’ın verdiği neticeye razı olmaktır. Böyle bir insan huzurlu yaşar, maişet noktasında endişeye kapılarak ruhuna elem çektirmez, Peygamberimizin şu hadis-i şerifi ona büyük bir ümit kaynağı olur: “Eğer siz Allah’a hakkıyla tevekkül ederseniz, kuşları rızıklandırdığı gibi sizi de rızıklandırır.

Tevekkül hiçbir zaman çalışmayı, sebeplere teşebbüs etmeyi men etmez. Cenab-ı Hakk Kur’an-ı Kerim’de: “Doğrusu, insan için kendi çalışmasından (gayretinin neticesinden) başka bir şey yoktur” (Necm Sûresi, 39) buyurmuştur.

Bir adam Peygamberimize (a.s.m.) gelerek, “Ben devemi salı vererek mi tevekkül edeyim, yoksa bağlayarak mı?” demiştir. Efendimiz ise, “Deveni bağla sonra tevekkül et” (Tirmizi, Kıyamet, 60) buyurmuş, böylece tevekkülün ölçüsünü en güzel şekilde ortaya koymuştur.

dindersi

Mesaj Sayısı : 90
Kayıt tarihi : 25/05/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Allah'a Güvenmek (Tevekkül)

Mesaj tarafından dindersi Bir Paz Ekim 21, 2007 10:16 pm

Hikaye
Dindar ve mütevekkil bir köylü varmış. Bir de inancı kısa bir hanımı varmış. Köylü dayının ne zaman bir şeyi kaybolsa hanımı feryadı basarmış. Adamcağız da hiç üzülmezmiş ve hanımına:
- Aman hanım, eğer o bize helâlinden bir şeyse Allah ya onun daha iyisini verir, veya onu buldurur, dermiş.

Adamcağız bir gün şehre inip öküzlerini sattıktan sonra öküzlerin parasını ve bir miktar da biriktirdiği yüz altınını mola verip oturduğu bir çeşmenin başında unutmuş. Eve gelince durumu farketmiş. Karısına haber vermeden hemen dönüp çeşmenin başına varmış. Fakat altının yerinde yeller esiyormuş. Hani ya kendisi de üzülmeden edememiş. Tabii hanımı duyunca büsbütün hasta olmuş. Bu adam bir gün kırda bir kuyudan su çekerken başındaki sarığını kuyuya düşürmüş. Hemen sarığını almak için kuyuya inip kuyunun içinde bir beze sarılı yüz altın bulmasın mı. Sevinçle yukarı çıkmış. Meğer altınları ilk kaybettiğinde bir çoban altınları bulmuş, eşkiyalar gelirken benden altınları alır diye kuyunun içine atmış eşkiyalar da hiç para bulamayınca çobanı bir güzel dövmüşler ve hasta etmişler. Bir kaç gün evden çıkmamış ve kuyudan altınları gidip de alamamış. Dindar köylüye altınları böylece geri gelmiş. Köylü ve hanımı Allah'a hamdetmişler.

dindersi

Mesaj Sayısı : 90
Kayıt tarihi : 25/05/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Allah'a Güvenmek (Tevekkül)

Mesaj tarafından dindersi Bir Paz Ekim 21, 2007 10:24 pm

Mevlam Neylerse Güzel Eyler



Sen Hakk’a tevekkül kil
Sabreyle ve râzi ol
Tevfiz it ve rahat bul
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Kalbin ana berk eyle
Takdîrini derk eyle
Tedbirini terk eyle
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Bil kâdi-i hâcâti
Terk eyle mürâdâti
Kil ana münacâti
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Bir isi murâd itme
Hak’dandir O red itme
Oldiysa inâd itme
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Hakk’in olicak isler
Ol hikmetini isler
Bosdur gam u tesvisler
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Hep isleri fâyikdir
Neylerse muvâkifdir
Birbirine lâyikdir
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Dilden gami dûr eyle
Tefviz-i umûr eyle
Rabbinle huzûr eyle
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Sen adli zulüm sanma
Sabr it sakin o sanma
Teslim ol oda yanma
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Dime su niçün söyle
Bak sonuna sabr eyle
Yerincedir ol öyle
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler
Hiç kimseye hor bakma
Sen nefsine yan çikma
Incitme gönül yikma
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Mü’min isi reng olmaz
Ârif dili teng olmaz
Âkil huyu cenk olmaz
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Hos sabir cemilimdir
ALLAH (c.c.) ki vekilimdir
Takdîr kefîlimdir
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Her dilde ânin adi
Her kuladir imdâdi
Her cânda anin yâdi
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Nâçâr kalacak yerde
Dermân ider ol derde
Nâgah açar ol perde
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Her kuluna her anda
Her anda o bir sânda
Geh kahr u geh ihsânda
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Geh mu’ti vu geh mâni’
Geh hâfid u geh rÂfi’
Geh dârr u gehi nâfi
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Geh abdin ider ârif
Her kalbi O’dur sârif
Geh eymün u geh hâif
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Geh kalbini bos eyler
Geh askina düs eyler
Geh halkini hos eyler
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Az ye az uyu az iç
Dil gülsenine gel güç
Ten mezlebesinden geç
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Bu nâs ile yorulma
Kalbinden irag olma
Nefsinle dahi kalma
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Geçmisle geri kalma
Hâl ile dahi olma
Müstakbele hem dalma
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Hem dem âni zikreyle
Hayrân-i Hak ol söyle
Zirekligi koy söyle
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Gel hayrete dal bir yol
Koy gafleti hâzir ol
Kendin unut ani bul
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Her sözde bir nasihat var
Her isde ganîmet var
Her nesnede zinet var
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Hep rumuz ve isâretdir
Hep ayn-i inâyetdir
Hep gâmiz ve bisâretdir
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Bil elsine-i halki
Ögren ebed u hulki
Eklâm-i Hak ey Hakki
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

VALLAH (c.c.) güzel etmis
TALLAH (c.c.) güzel etmis
Billah güzel etmis
ALLAH (c.c.) görelim netmis.Netmisse güzel etmis.


Erzurumlu İbrahim Hakki

dindersi

Mesaj Sayısı : 90
Kayıt tarihi : 25/05/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Allah'a Güvenmek (Tevekkül)

Mesaj tarafından dindersi Bir Paz Ekim 21, 2007 10:27 pm

Hikaye
Büyük velilerden Şakik Belhi (VIII. yyıl) bir kıtlık senesinde, herkesin kara kara düşündüğü bir ortamda, zengin bir adamın kölesinin şakır şakır oynadığına şahit oldu. Yanına yaklaştı ve sordu:

- Herkes kıtlıkla, açlıkla karşı karşıya olmaktan inler dururken sen neye güvenerek böyle oynayabiliyorsun? Köle cevap verdi:

- Herkesten bana ne? Benim için bir tehlike söz konusu değil. Benim efendimin 7-8 tane köyü var, her ihtiyacımız o köylerden sağlanıyor.

Bu açıklama Şakik’i adeta bir şamar gibi sarstı. Çünkü kendisi de kıtlıktan dolayı endişe içindeydi. Ama köle onu uyandırdı ve kendi kendine şöyle dedi:

- Hey Şakik kendine gel! Şu köle nihayet bir insan olan efendisine bunca güveniyor, kendini emniyet içinde hissediyor. Sen ki bütün canlıların rızkını garanti eden Allah’a inanıyor, tevekkül ediyorsun, Bu nice tevekküldür ki rızık endişesi içindesin?

dindersi

Mesaj Sayısı : 90
Kayıt tarihi : 25/05/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Allah'a Güvenmek (Tevekkül)

Mesaj tarafından dindersi Bir Paz Ekim 21, 2007 10:38 pm

Vaktiyle zeki, çalışkan bir medrese (üniversite) talebesi, rüyasında çok sevdiği, feyz aldığı, bağlandığı hocasının cehennemlik olduğunu gördü. Rüyayı ilk gördüğünde sıradan bir rüya diye aldırmadı. Ama aynı rüyayı birkaç defa üst üste görünce gerçekçi bir rüya olarak yorumladı ve bundan dolayı üzüntüye kapıldı. Üzüntüsü dışardan da farkedilecek haldeydi. Herkes gibi hocası da bunu gördü ve sordu:

- "Oğlum senin neyin var, son günlerde yüzün hiç gülmüyor?"

Delikanlı başlangıçta söylemek istemeyip geçiştirmeye çalıştıysa da ısrar karşısında açıklamak zorunda kaldı:

- "Hocam, ben kaç defadır rüyamda sizin cehennemlik olduğunuzu görüyorum ve buna çok üzülüyorum."

Hoca öğrencisine ve onun şahsında herkese ibret olacak şu açıklamada bulundu:

- "Oğlum, ben senin gördüğün rüyayı (kendimin cehennemlik olduğunu) kırk yıldır görüyorum. Ama yine de ümitsiz ve isyankâr değilim. Doğru bildiğim yolda yürüyor, Allah'a kulluğumu eksiksiz yerine getirmeye çalışıyorum. Bana düşen de budur. Gerisi Allah'ın bileceği iştir."

dindersi

Mesaj Sayısı : 90
Kayıt tarihi : 25/05/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Allah'a Güvenmek (Tevekkül)

Mesaj tarafından dindersi Bir Paz Ekim 21, 2007 10:42 pm

Hikaye
Veysel Karani Hazretleri bazen sehere kadar secdede, bazen sabahlara kadar rükûda kalır. 'Bırakın üç kere Sûbhane rabbiyel âla demeyi, ben bir keresini bile beceremiyorum' diye yakınır. Eh onun özlediği ibadet meleklerinkinden farksız olmalıdır. 'Namazda huşu öyle olmalıdır ki' der: 'Bağrına bıçak sokulsa duyulmaya.'

Biri sorar: 'Nasılsın?' Cevap manidardır: 'Akşama çıkacağını bilmeyen biri nasıl olursa!' Sevenleri ısrarla nasihat isterler. O gülümser:

- Allahü teâlâyı bilir misiniz?

- Evet biliriz.

- Öyleyse başka şeyleri bilmeseniz de olur.

- Aman efendim bir nasihat daha.

- Allahü teâlâ sizi bilir mi?

- Elbette bilir.

- Öyleyse başkaları bilmese de olur.

Mübarek, Allahü teâlâdan çok korkar ve buyururlar ki: İnanın Allahü teâlâ'yı tanıyana gizli kalmaz.

Veysel Karani hazretleri hayatını kendi ifadesiyle şöyle hülâsa eder. 'Yüksekliği tevazuda buldum, liderliği nasihatte... Nesebi takvada buldum, şerefi kanaatte... Rahatlığı zühdde buldum, zenginliği tevekkülde.'

dindersi

Mesaj Sayısı : 90
Kayıt tarihi : 25/05/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz